Ne aramıştınız! Birşeyler yazın...

Evlilik Dışı Kürtaj: Yasal Bir Hak mı?

Evlilik Dışı Kürtaj Yasal Bir Hak mı - Toplumsal, Hukuki ve Etik Perspektiflerle Derinlemesine Bir İnceleme (1)

Evlilik Dışı Kürtaj: Yasal Bir Hak mı? – Toplumsal, Hukuki ve Etik Perspektiflerle Derinlemesine Bir İnceleme

Günümüzde, kürtaj konusu, genellikle duygusal ve tartışmalı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle evlilik dışı kürtaj konusu, toplumda geniş bir yelpazede farklı görüşleri beraberinde getirmekte ve bu görüşler, genellikle dini, ahlaki, tıbbi ve hukuki argümanlar etrafında şekillenmektedir. Bu makalede, evlilik dışı kürtajın yasal durumu üzerine odaklanarak, konudaki farklı perspektifleri ele alacak ve bu görüşleri daha derinlemesine inceleyeceğiz.

Evlilik dışı kürtaj, birçok ülkede yasal bir tartışma konusu olmuştur. Yasal durum, ülkeden ülkeye değişiklik gösterirken, Türkiye örneğinde 1983 yılında yürürlüğe giren 2827 sayılı “Cebir, tehdit veya hile kullanılarak cinsel ilişki” maddesi, evlilik dışı kürtajın yasal olduğu durumları belirlemiştir. Ancak, bu durumların belirlenmesi ve uygulanması konusunda toplumda hala farklı görüşler bulunmaktadır.

Evlilik dışı kürtaj ve toplumsal görüşler

Evlilik dışı kürtaj konusundaki toplumsal görüşler genellikle dini, ahlaki, tıbbi ve hukuki argümanlar etrafında şekillenir. Bazıları evlilik dışı kürtajın tamamen yasaklanması gerektiğini savunurken, diğerleri kadınların bedensel ve ruhsal sağlıklarını düşünerek bu hakkın korunması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu konudaki tartışmalar genellikle kadın hakları, bireysel özgürlükler, ahlaki çıkarlar ve tıbbi etik konularını içerir. Evlilik dışı kürtajın yasal statüsü üzerine alınacak kararlar, toplumsal değerler ve etik ilkelerle sıkı bir ilişki içindedir.

Evlilik dışı kürtaj ve etik incelemesi

Kürtaj konusu, tıbbi, hukuki, dini ve toplumsal boyutlarıyla karmaşık bir konudur. Her ne kadar evlilik dışı kürtaj yasal bir hak olsa da, toplumda bu konudaki tartışmaların devam ettiği unutulmamalıdır. Bu tartışmaların bilimsel gerçekler ışığında yapıcı bir şekilde sürdürülmesi ve kadınların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması temel alınarak yapılacak düzenlemelerin toplumda geniş bir kabul görmesi önemlidir.

Evlilik dışı kürtaj konusu, toplumda geniş bir yelpazede farklı görüşleri beraberinde getiren karmaşık bir konudur. Hukuki, etik ve insan hakları boyutlarıyla ele alınması gereken bu konuda yapılacak düzenlemelerin toplumun farklı kesimleriyle sağlıklı bir diyalog içinde olması önemlidir. Kadınların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, toplumdaki cinsiyet eşitliği ve bireysel özgürlüklerin temel alınarak yapılacak düzenlemeler, toplumda daha geniş bir kabul görebilir.

Kürtaj yasal mı? Kayıtlara geçer mi?

Evet, Türkiye’de kürtaj yasaldır. 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Kanunu’na göre 10 haftaya kadar olan gebeliklerde isteğe bağlı kürtaj yapılabilir.

TÜRKİYE’DE NÜFUS PLANLAMASI

Osmanlı imparatorluğu zamanında nüfus meselesi, bugün anladığımız anlamda üzerinde  durulan bir konu olmamıştır. Bu dönemde imparatorluk  arazisinin genişletilmesi ya da korunmasına bağlı olarak-özellikle askeri güçle ilgili-fazla nüfus isteği ve aynı zamanda tarihinin derinliklerinden gelen geleneksel bir inançla büyük ve kalabalık aile sahibi olma arzusu vardı. Türkiye’de nüfus sorununu ulusal bir politika olarak ele alan ve üzerinde duran Atatürk’tür. Atatürk, 1920 yılında yaptığı bir konuşmada, “Ulusumuzun sağlığının korunması ve güçlendirilmesi, ölümlerin azaltılması, nüfusun arttırılması ve bu suretle ulus bireylerinin dinç ve çalışma yeteneğiyle yetiştirilmesi gereklidir” demiştir. Şunu hemen belirtmek gerekir ki, her fikir ve söz bulunulan koşullar içinde değerlendirilebilir. Atatürk, nüfus artırma politikasını desteklediği yıllarda Türkiye, Balkan Savaşı, Trablusgarp Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi dört büyük savaştan çıkmış, geniş toprak ve çok sayıda nüfus kaybetmişti. Tifüs ve sıtma gibi hastalıklar halkı kasıp kavurmaktaydı. Türkiye hızla kalkınmak zorundaydı. Bu da ancak tarım üretimini arttırmakla olabilirdi. Tarım, değil Türkiye’de, tüm dünyada bugünkü anlamda makineleşmemişti. Tarımda kalkınma için insan gücüne gereksinim vardı. Bir diğer nokta da, Türkiye’nin kendisine dost olmayan ülkeler karşısında bağımsızlığını koruması için güçlü bir orduya gereksinim duymasıydı. O yıllarda askeri güç, silah gücü kadar asker sayısına da dayanıyordu. Bu koşullar altında, yüzölçümü 700.000 kilometre kareyi aşan, doğal kaynakları zengin, on milyon nüfuslu bir ülkede nüfusun hızla artmasını istemek ve bunu sağlayacak önlemlere başvurmak, hiç kuşkusuz doğru bir politikaydı. Bu politika, sağlık hizmetlerini olanaklar elverdiğince geliştirmekle birlikte, düşük ve gebeliği önleyici ilaç ve araçların satılması, kullanılması ve bu konuda eğitim ve propaganda yapılmasının yasaklanması, altı çocuktan fazla çocuklu annelere ödül ve madalya verilmesi gibi konuların yasalarda yer alması şeklinde yürütülmüştür.

      Bu politikanın sonucu ne olmuştur? 1927-1945 yılları arasında tüm çabalara karşın nüfus artış oranı, yılda ortalama ancak binde 17’ye varmıştır. Bu oran, gelişmiş ülkeler arasında rastlanan en yüksek düzeydir. Türkiye gibi ulusal kaynakları oldukça zengin bir ülke için de normal sayılabilir. Beş yılda bir yapılan nüfus sayımları, nüfus artışının anormal bir eğilim gösterdiği işaretini ilk kez 1950’de verdi; nüfus artış oranı binde 22’ye çıkmıştı. 1955 sayımı sonucu ise, durumun tehlikeli bir hal aldığının kanıtlarını  veriyordu. Üzülerek belirtmek gerekir ki, ülke idaresinden sorumlu olanlar bu önemli  gözlemleri değerlendirememiş ve zamanında gerekli önlemleri almamışlardır. 1955-1960 yılları arasında doğum kontrolünün yasaklanmasının ana sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini belirten hekimlerimizin çabaları yanında, nüfus artışının olası sonuçlarını  ekonomik yönden ele alan bilim adamlarının yazıları, Türkiye’de nüfus politikasının değiştirilmesine yol açan çalışmaların ilkidir.

      Hükümet yönünden  doğum kontrolü ilk kez Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (SSYB) tarafından 1958 yılında ele alınmıştır(1). Bakanlık, üniversite profesörlerinden ve tanınmış uzmanlardan oluşan bilimsel bir kurula sorunu inceletmiş ve bu kurul, yasalarımızdan doğum kontrolunu yasaklayan hükümlerin kaldırılmasını, bununla birlikte tıbbi zorunluklar dışında kürtaja izin verilmemesini önermiştir. SSYB, bu değişikliklerin yapılması için Adalet Bakanlığı’nın görüşünü istemiş, ama olumlu bir sonuç alamamıştır.

      1960 yılında, 27 Mayıs Devrimi’ni izleyen aylarda Milli Birlik Komitesi, Devlet Planlama Örgütü’nü kurmuştur. SSYB. da, ana ve çocuk sağlığı bakımından büyük bir önemi olan doğum kontrolü sorununun çözümünü ciddiyetle ele almıştır. Bakanlık ve Devlet Planlama Örgütü mensupları arasında, 1960 yılında yüksek düzeyde yapılan ilk toplantıda, aile planlaması konusunun Beş Yıllık Kalkınma Planına alınması için fikir birliğine varılmıştır. Yeni politikanın ve uygulamasının ana hatlarını belirten yasanın Büyük Millet  Meclisi tarafından kabulü kolay olmamış, bu konudaki uğraş beş yıl sürmüştür. Resmi Gazetede 10 Nisan 1965 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 557 sayılı Nüfus Planlaması Yasası, ülkemizde geniş ölçüde uygulamaya geçilmesine olanak sağlamış bulunmaktadır(2). Bununla birlikte, SSYB 1967 yılına kadar kararsız ve enerjik olmayan bir uygulama politikası gütmüştür. Bu nedenledir ki, her yıl doğurganlık çağındaki kadınların yüzde beşine ulaşılması öngörüldüğü halde, 1967 Mayıs ayına kadar bu oran ancak yüzde 2’ye çıkabilmiştir.

      Adalet Partisi hükümeti, 10 Şubat 1967 tarihinde yayınladığı(3) plan stratejisi kararıyla -nüfus planlaması hakkındaki kanun Cumhuriyet Halk Partisi koalisyonları zamanında kabul edildiği için- “Adalet Partisi nüfus planlamasına karşıdır” söylentilerinin asılsız olduğunu göstermiştir. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı,(4) nüfus planlamasının ekonomik, sosyal ve tıbbi bakımdan önemli bir konu olarak ele alınmasını öngörmektedir.

 

NÜFUS PLANLAMASI HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası : 2827
Kabul Tarihi : 24/5/1983
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 27/5/1983 Sayı : 18059
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 352
Bu Kanun ile ilgili tüzük için, “Tüzükler Külliyatı”nın kanunlara
göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.

Amaç:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, nüfus planlaması esaslarını, gebeliğin sona erdirilmesi
ve sterilizasyon ameliyelerini, acil müdahale halleri ile gebeliği önleyici ilaç ve araçların
temin, imal ve saptanmasına ilişkin hususları düzenlemektir.

Nüfus planlaması:
Madde 2 – Nüfus planlaması, fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi
olmaları demektir.
Devlet, nüfus planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır. Nüfus planlaması gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanır.
Gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
Bu Kanunun öngördüğü haller dışında gebelik sona erdirilemez ve sterilizasyon veya
kastrasyon ameliyesi yapılamaz.
Nüfus planlamasıyla ilgili eğitim, öğretim ve uygulama hizmetleri:
Madde 3 – Nüfus planlaması zaruretinin halka duyurulması ve bu hususlarla ilgili
eğitim, öğretim ve uygulama hizmetleri Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelik
esaslarına göre, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca; üniversiteler, Türkiye Radyo –
Televizyon Kurumu ile sosyal güvenlik kurumları, tüm kamu kurum ve kuruluşları, kamu
kurumu niteliğindeki ilgili meslek kuruluşları ve gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapılarak
yerine getirilir.1
Bu maksatla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, özel teşkilat kurmaya, gebeliği
önleyici ilaç ve araçları temin veya imal etmeye veya ettirmeye, muhtaç olanlara bu ilaç ve
araçları parasız veya maliyetinden ucuz fiyatla vermeye veya verdirmeye veya sattırmak için
tedbir almaya yetkilidir. İlaç ve araçların imal veya Türkiye’ye İthali Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığının iznine tabidir.

1
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 73 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığının koordinatörlüğünde, Milli Savunma, Milli Eğitim ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca birlikte
hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
Nüfus planlamasında kullanılacak ilaç ve araçların niteliği, aralarında tıp fakülteleri
öğretim üyelerinin de bulunduğu bir komisyonun yazılı görüşü alınmak suretiyle Sağlık ve
Sosyal Yardım Bakanlığınca saptanır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca bu şekilde
saptanmamış ilaç ve araçlar üniversitelerin tıp fakülteleri de dahil olmak üzere hiçbir birim,
kurum ve kuruluşca insanlar üzerinde kullanılamaz.
Komisyonun kuruluş ve işleyişi, gebeliğin önlenmesine ilişkin yöntemler ve uygulama
açısından hekim, hemşire ve ebelerin eğitim ve görevlendirilme esas ve usulleri ile uygulamada
yetkilerini belirleyen hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir
yönetmelikle düzenlenir.
Hekim, hemşire ve ebeler özel kanunlardaki şartlara bağlı olmaksızın bu yönetmelikle
belirtilen şartlara uygun olarak gebeliği önleyici yöntemleri uygularlar.

Sterilizasyon ve kastrasyon:
Madde 4 – Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi
ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demektir.
Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılır.
Bir ameliyatın seyri sırasında tıbbi zaruret nedeniyle bir hastalığın tedavisi için
kastrasyonu gerektiren hallerde, kişinin rızasına bakılmaksızın kastrasyon ameliyesi yapılabilir.

Gebeliğin sona erdirilmesi:
Madde 5 – Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi
sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir.
Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği
veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden
olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif
bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.
Derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit
eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak
rahim tahliye edilir. Ancak, hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı
hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmidört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği,
yapılan müdahale ile müdahaleyi icabettiren gerekçeleri illerde sağlık ve sosyal yardım
müdürlüklerine, ilçelerde hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur.
Acil müdahale hallerinin nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile
sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenilecek izin belgesinin şekli ve doldurulma
esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu
yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak yönetmelikte belirtilir.2

2
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 73 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
Gebeliğin sona erdirilmesinde izin:

Madde 6 – 5 inci maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde
küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan
kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hakiminin izin vermesine
bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında
rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz.

4 üncü maddenin ikinci ve 5 inci maddenin birinci fıkralarında belirtilen ve rızaları
aranılacak kişiler evli iseler, sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin de rızası gerekir.
Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal
müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde
izin şart değildir.
İlaç ve araçların imal, reklam ve propagandasıyla ilgili hükümlere aykırı eylemler:

Madde 7 – (Değişik: 23/1/2008/-5728/400 md.)
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca bu Kanunun 3 üncü maddesine göre gebeliği
önleyici nitelikte oldukları kabul edilmeyen ilaç ve araçları yurt içinde imal edenler veya her
ne suretle olursa olsun dağıtanlar veya ticaret maksadıyla yurda sokanlar veya bu maksatla
bulunduranlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca bu Kanunun 3 üncü maddesine göre gebeliği
önleyici nitelikte oldukları kabul edilen ilaç ve araçların reklam ve propagandası 14/5/1928
tarihli ve 1262 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre yapılır. Buna aykırı hareket edenler
bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

Saptanmamış ilaç ve araçların kullanılması:
Madde 8 – (Değişik: 23/1/2008/-5728/401 md.)
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden kişiler ve kurum
yetkilileri, Türk Ceza Kanununun 90 ıncı maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenlere,
filleri suç oluşturmadığı takdirde mahallî mülkî amir tarafından ikiyüz Türk Lirası idarî para
cezası verilir.

Değiştirilen kanun hükümleri:
Madde 9 – 12 – (Bu maddeler 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun
ikinci kitabının dokuzuncu babının dördüncü faslının başlığı ile 468, 470 ve 471 inci
maddeleri ile 469 uncu maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi ile ilgili olup mezkür
kanundaki yerlerine işlenmişlerdir.)

Yürürlükten kaldırılan kanun ve hükümler:
Madde 13 – 1/4/1965 tarih ve 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile 1/3/1926
tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 472 nci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten
kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1 – (2827 Sayılı Kanunun kendi numarasız geçici maddesi olup teselsül
için numaralandırılmıştır.)
Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde düzenlenerek yürürlüğe
konulacak olan tüzük ile yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, 557 sayılı Nüfus
Planlaması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yürürlüğe konulmuş bulunan Tıbbi Zaruret
Halinde Gebeliğin Sona Erdirilmesi ve Sterilizasyon Yapılması Hakkında Tüzük ile Nüfus
Planlaması Yönetmeliği ve Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü Hizmetiçi Eğitim Faaliyetleri
Yönetmeliğinin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Yürürlük:
Madde 14 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme:
Madde 15 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

2827 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA
ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ
TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE

Değiştiren Kanunun/
KHK’nin veya İptal Eden
Anayasa Mahkemesi
Kararının Numarası
2827 Sayılı Kanunun Değişen
veya İptal Edilen Maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
5728 7, 8 8/2/2008
KHK/700 3, 5
24/6/2018 tarihinde birlikte 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Kanunu
yapılan Türkiye Büyük Millet
Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı
seçimleri sonucunda
Cumhurbaşkanının andiçerek
göreve başladığı tarihte
(9/7/2018)

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">html</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*